
Bir çocuğun yazısı, onun hakkında ebeveynin bilmediği bir şey söyleyebilir mi? Bu soru kulağa biraz gizemli gelebilir, ama cevap aslında oldukça sade: evet, söyleyebilir — ancak bu, popüler kültürde sıkça karşılaştığımız “yazıda büyük harf varsa özgüvenlidir,” “satırlar yukarı gidiyorsa iyimserdir” gibi basit formüllerle değil, çok daha bütünsel ve temkinli bir okumayla mümkün olur.
Çocuklar, duygusal dünyalarını sözle ifade etmekte genelde yetişkinlerden daha kısıtlıdır. Bir çocuk “bugün kendimi güvende hissetmiyorum” demek yerine, bunu davranışlarında, oyununda, çiziminde — ve genelde yazısında — dışa vurur. Bu, çocuk gelişimi literatüründe iyi bilinen bir olgudur: duygusal ifade, dil gelişiminden önce bedensel/motor kanallarından akar.
Çocuğun yazısındaki bir değişim, ebeveynin sezgisel olarak hissettiği lakin tam olarak adlandıramadığı bir duyguyu doğrulamıştır. Bu değişimin ne olduğu elbetteki çocuktan çocuğa farklılıklar gösterecektir; çünkü her çocuğun yazısı kendi bağlamında okunmalıdır — aynı görünen bir işaret, iki farklı çocukta tamamen değişik anlamlara gelebilir. Genellemeler, bu alanda en büyük yanılgı kaynağıdır.
Veliler için asıl önemli olan şey, bu okumayı kendi başlarına, internetten öğrendikleri “yazı analizi ipuçları” ile yapmaya çalışmak olmamalıdır. İşte tam burada Grafolog ve Grafoterapi uygulayıcısı devreye girmektedir; ne zaman bir uzmana danışmaları gerektiğinin bilincinde olan ebeynler için. Çocuğun yazısında sizi rahatsız eden bir şey varsa, bu rahatsızlığı ciddiye alın — ama sonucu kendi kendinize çıkarmaya çalışmayın.
Sonuçta yazı, çocuğunuzla aranızdaki iletişiminizi güçlendirecek faktörlerdendir. Ona ve size eşlik eden, mutluluk ve sorunlara erken uyarı veren sessiz bir katmandır.
Anne Maria
