Skip links

Şiddet Mağduru Kadınlarda

Yazı ve Özgüven İlişkisi

Şiddet, sadece bedende değil, kişinin kendini ifade etme biçiminde de derin izler bırakır. Özgüven kaybı, çoğu zaman sözle ifade edilemeyecek kadar zor olabilir, davranışla, duruşla — ve bazen yazıyla da kendini gösterebilir. Yazı, bilinçli kontrolün en az olduğu ifade biçimlerinden biri olduğu için, bu tür izleri fark etmemiz için adeta bağırır.

Sığınma evlerinde çalışan uzmanlar için, danışanın sözel anlatımı genellikle travmanın ağırlığı altında bastırılmış olabilir.— madur yaşadıklarını tam olarak anlatamayabilir, ya da anlatmak istemeyebilir. Bu noktada, yazı biçimleri, süreç içinde nazikçe kullanılabilecek ek bir gözlem alanı sunar.

Sığınma evlerinde yürütülen böylesi bir çalışma şiddet mağduru kadınların korku, kaygı, endişe, panik atak gibi olumsuz duygu durumlarını yönetme becerilerini geliştirmede yardımcı olur. Grafoterapi yazı içinde görülen kasılma, kaçınma ve bastırılmış duyguları rahatlatarak dışa vurumu sağlar. Rahatlayan kişi mantıklı ve sağlıklı düşünmeye başlar.

 Şiddet mağduru bireylerle çalışırken en ufak bir genelleme bile zarar verici olabilir. Burada grafoloji, bir tedavi yöntemi değil, iyileşme sürecine sessizce eşlik eden destekleyici bir gözlem aracıdır. Grafoterapi ise iyileşme sürecinde yardımcı destek olarak  kendini gösterir. Asıl iyileşme, güvenli bir ortamda, uzman desteğiyle, zamanla gerçekleşir. Her yaştaki Madur kişinin yazısındaki düzelmenin takibi bu uzın soluklu iyieşme yolculuğunda en aydınlatıcı fenerdir.

 Kadın sığınma evleriyle çalışan kurumlar için önerim, grafoterapiyi mevcut psikososyal destek ekibine entegre bir unsur olarak düşünmeli ve görmeleridir.

Leave a comment

error: Content is protected !!
Explore
Drag